Kendi Kaynaklarından Şia’nın İnanç Esasları
Abdullah b. Muhammed es-Sadık  
  ziyaret sayısı : 109374  
Kendi Kaynaklarından Şia’nın İnanç Esasları
     Kendi Kaynaklarından Şia’nın İnanç Esasları
     MUKADDİME
     Râfıza Fırkası/Şiilik Ne Zaman Ortaya Çıktı?
     Şîa, Neden Râfıza Diye İsimlendirildi?
     Râfızîler Kaç Fırkaya Bölündü?
     Râfızîlerin İnandığı Bedâ Akîdesi Nedir?
     Râfızîlerin Allah’ın Sıfatları Hakkındaki İnançları
     Allah’ın Bize Koruyacağına Dâir Söz verdiği Elimizdeki Mevcut Kur’an-ı Kerîm Hakkında Şiîlerin İnançları Nedir?
     Râfızîler’in Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in Ashâbı Hakkındaki İnançları Nedir?
     Yahudilerle Râfızîler’in Benzer Yönleri Nelerdir?
     Râfızîler’in İmamları Hakkındaki İnançları
     Râfızîlerin İnandığı Ric’at Akîdesi Nedir?
     Râfızîlere Göre Takiyye İnancı Nedir?
     Râfızîlerin İman Ettiği “Toprak” Akîdesi Nedir?
     Râfızîlerin Ehl-i Sünnet Hakkındaki İnançları Nedir?
     Râfızîlerin Mut’a Hakkında Akîdeleri ve Bunun Onlar İndindeki Fazîleti Nedir?
     Râfızîlerin Necef ve Kerbela Hakkındaki İnançları ve Onların Katında Buraları Ziyaret Etmenin Fazîleti Nedir?
     Râfızî Şîa İle Ehl-i Sünnet Arasındaki İhtilaf Hangi Yöndendir?
     Râfızîlerin Aşura Günü Hakkındaki İnançları ve Onlara Göre Fazîleti Nedir?
     Râfızîlerin Bey’at Hakkındaki İnançları Nedir?
     Muvahhid Ehl-i Sünnet ile Müşrik Râfızîlerin Yakınlaşmasının Hükmü Nedir?
     Ehl-i Sünnet İmamlarının Râfızîler Hakkındaki Görüşü
     İddia Ettikleri “Velâyet Sûresi”
     İddia Ettikleri “Fatıma Levhası”
     Kureyş’in İki Putuna (Ebû Bekir ve Ömer’e) Bedduâ
     Sonuç
 
İddia Ettikleri “Velâyet Sûresi”

 

يأيها الذين آمنوا آمنوا بالنورين أنزلناهما يتلوان عليكم آياتي ويحذرانكم عذاب يوم عظيم. نوران بعضهما من بعض وأنا السميع العليم. إن الذبن يوفون ورسوله في آيات لهم جنات النعيم (كذا) والذين كفروا من بعد ما آمنوا بنقضهم ميثاقهم وما عاهدهم الرسول عليه يقذفون في الجحيم. ظلموا أنفسهم وعصوا الوصي الرسول أولئك يسقون من حميم. إن الله الذي نور السموات الأرض بما شاء واصطفى من الملائكة وجعل من المؤمنين أولئك في خلقه يفعل الله ما يشاء لا إله إلا هو الرحمن الرحيم. قد مكر الذين من قبلهم برسلهم فأخذهم بمكرهم إن أخذي شديد أليم. إن الله قد أهلك عاداً وثموداً بما كسبوا وجعلهم لكم تذكرة فلا تتقون. وفرعون بما طغى على موسى وأخيه هارون أغرقته ومن تبعه أجمعين. ليكون لكم آية وإن أكثركم فاسقون. إن الله يجمعهم في يوم الحشر فلا يستطيعون الجواب حين يسألون. إن الجحيم مأواهم وأن الله عليم حكيم. يأيها الذين كانوا عن آياتي وحكمي معرضون. مثل الذين يوفون بعهدك أني جزيتهم جنات النعيم. إن الله لذو مغفرة وأجر عظيم. وإن علياً من المتقين. وإنا لنوفينه حقه يوم الدين. ما نحن عن ظلمه بغافلين. وكرمناه على أهلك أجمعين. فإنه وذريته لصابرون. وإن عدوهم إمام المجرمين قل للذين كفروا بعدما آمنوا طلبتم زينة الحياة الدنيا واستعجلتم بها ونسيتم ما وعدكم الله ورسوله ونقضتم العهود من بعد توكيدها وقد ضربنا لكم الأمثال لعلكم تهتدون. يأيها الرسول قد أنزلنا إليك آيات بينات فيها من يتوفاه مؤمناً ومن يتوليه من بعد يظهرون. فأعرض عنهم إنهم معرضون. إنا لهم محضرون. في يوم لا يغني عنهم شيء ولا هم يرحمون. إن لهم جهنم مقاماً عنه لا يعدلون. فسبح باسم ربك وكن من الساجدين. ولقد أرسلنا موسى وهارون بما استخلف فبغوا هارون. فصبر جميل فجعلنا منهم القردة والخنازير ولعناهم إلى يوم يبعثون. فاصبر فسوف يبصرون. ولقد آتيناك بك الحكم كالذين من قبلك من المرسلين. وجعلنا لك منهم وصياً لعلهم يرجعون. ومن يتولى عن أمري فإني مرجعه فليتمتعوا بكفرهم قليلاً فلا تسأل عن الناكثين. يأيها الرسول قد جعلنا لك في أعناق الذين آمنوا عهدا فخذه وكن من الشاكرين. إن علياً قانتاً بالليل ساجداً يحذر الآخرة ويرجوا ثواب ربه قل هل يستوي الذين ظلموا وهم بعذابي يعلمون. سنجعل الأغلال في أعناقهم وهم على أعمالهم يندمون. إنا بشرناك بذريته الصالحين. وإنهم لأمرنا لا يخلفون. فعليهم مني صلوات ورحمة أحياء وأمواتا يوم يبعثون على الذين يبغون عليهم من بعدك غضبي إنهم قوم سوء خاسرين. وعلى الذين سلكوا مسلكهم مني رحمة وهم في الغرفات آمنون. والحمد لله رب العالمين

Faslu’l-Hitâb adlı kitaptan: “Ey îmân edenler!  İndirdiğimiz iki nura îmân edin. Ki o ikisi size âyetlerimi okurlar ve sizi büyük günün azabından sakındırırlar. O iki nur bir-birindendir. Ben hakkıyla işiten ve hakkıyla bilenim. Onlar ve Rasûlü onlar için âyetler ve nimet cennetleri vardır. (Yine) îmân ettikten sonra küfrederek rasûle ahdettikleri misakı bozanlar cahim’e (cehenneme) atılırlar. Rasû-lün vasîsine isyân ederek nefislerine zul-medenler, işte onlara kaynar sular içirilir. Şüphesiz gökleri ve yeri nurlandıran Allah meleklerinden dilediğini seçer ve mü’minler-den kılar. Onlar onun yarattıklarıdır, Allah dilediğini yapar. Ondan başka ilah yoktur, o rahman ve rahimdir. Onlardan öncekiler de rasûllerine tuzak kurmuşlardı ve bunun üzerine tuzaklarıyla onları yakaladım. Şüp-hesiz benim yakalamam şiddetli, can ya-kıcıdır. Şüphesiz Allah Ad’ı ve Semud’u işle-miş oldukları şeyler sebebiyle helâk etti ve onları sizin için bir hatırlatma kıldı. Sakın-mıyorsunuz. Musa’ya ve kardeşi Harun’a kar-şı azgınlık eden Firavunu ve ona tâbi olan-ların hepsini suya batırarak boğdum. Sizin için bir âyet olsun diye. Şüphesiz çoğunuz fasıklarsınız. Şüphesiz Allah haşir gününde hepsini toplar, sorulduklarında cevap ver-meye güçleri yetmez. Muhakkak ki vara-cakları yer cehennemdir ve Allah bilendir, hikmet sahibidir. Ey rasûl! Sakındırmamı teb-liğ et, sonra bilecekler. Hüsrana uğramış olanlar; âyetlerimden ve hükümlerimden yüz çevirenlerdir. Sana verdikleri ahde riâyet edenlerin misali nimet cennetleriyle ödüllen-dirdiklerim gibidir. Muhakkak ki Allah bağış-layıcı ve bol karşılık vericidir. Şüphesiz Ali sakınanlardandır. Biz dîn gününde onun hak-kını alacağız. Ona zulmedenlerden gafil de-ğiliz. Onu bütün âilene keremli kıldık. Şüp-hesiz o ve zürriyeti elbette sabredicilerdir. Şüphesiz onların düşmanları mücrimlerin önderidir. İman ettikten sonra küfredenlere de ki: dünya hayatının süsünü talep ettiniz, bunda acele ettiniz ve Allah ile rasûlünün size vaadini unutarak akdettikten sonra ahitleri bozdunuz. Sizin için misaller verdik ki hidâyet bulasınız. Ey rasûl! Sana apaçık âyetler indirdik, onda mü’min olarak vefa göste-renler ve senden sonra yüz çevirerek ortaya çıkanlar vardır. Onlardan yüz çevir, zîra onlar yüz çevirenlerdir. Biz onlar için hazırladık, kimsenin kimseden bir şey savamadığı günde onlar merhamet olunmayacak, onlar için adalet gösterilmeyen yer olan cehennem vardır. Rabbinin ismini tesbih et ve secde edenlerden ol. Musa’yı ve Harun’un yerine geçmek üzere gönderdik fakat Harun’a azgınlık ettiler. Güzelce sabret. Onları may-munlara ve domuzlara çevirdik ve diriliş gü-nüne kadar onları lânetledik. Sabret sonra görürler. Sana senden önce gönderilenlerinki gibi hükmü verdik. Senin için onların ara-sından belki dönerler diye vasî kıldık. Kim emrimden yüz çevirirse şüphesiz onu döndü-rürüz, küfürleriyle biraz oyalanırlar. Sen boz-gunculardan sorulmayacaksın. Ey Rasûl! Senin için îmân edenlerin boyunlarına ahid kıldık, onu al ve şükredenlerden ol. Muhak-kak ki Ali boyun eğip geceleri secde eden, âhiretten sakınan ve Rabbinin sevâbını ümit eden bir kimsedir. De ki: Azabımı bildikleri halde zulmedenlerle eşit midir? Onların bo-yunlarına zincirler vuracağız, onlar yaptık-larına pişman olacaklar. Seni onun sâlihler-den olan zürriyeti ile müjdeledik. Şüphesiz onlar emirlerimize muhalefet etmezler. Ben-den onların ölüleri ve dirileri üzerine salâvat ve rahmet vardır. Diriliş gününde, senden sonra onlara taşkınlık edenlere gazâb ederim. Muhakkak ki onlar hüsrana uğrayan kötü bir topluluktur. Onların yolunu tutanlara ise benden rahmet vardır ve onlar güvenli odalardadırlar. Hamd âlemlerin rabbi olan Allah içindir.”[1]

 



[1]   İddia ettikleri bu velâyet sûresi, Kitabını tahrif ve değişiklikten korumayı ahdeden Allah’ın kitabının tahrif edildiğini ispatlamak üzere yazdıkları Faslu’l-Hitâb adlı kitaptan, Allah’a ettikleri iftirayı okuyucuların görmesi için nakledilmiştir.


 
Retour a la page principale
قسم الأخـبـار :: الدفاع عن السنة