Kendi Kaynaklarından Şia’nın İnanç Esasları
Abdullah b. Muhammed es-Sadık  
  ziyaret sayısı : 103180  
Kendi Kaynaklarından Şia’nın İnanç Esasları
     Kendi Kaynaklarından Şia’nın İnanç Esasları
     MUKADDİME
     Râfıza Fırkası/Şiilik Ne Zaman Ortaya Çıktı?
     Şîa, Neden Râfıza Diye İsimlendirildi?
     Râfızîler Kaç Fırkaya Bölündü?
     Râfızîlerin İnandığı Bedâ Akîdesi Nedir?
     Râfızîlerin Allah’ın Sıfatları Hakkındaki İnançları
     Allah’ın Bize Koruyacağına Dâir Söz verdiği Elimizdeki Mevcut Kur’an-ı Kerîm Hakkında Şiîlerin İnançları Nedir?
     Râfızîler’in Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in Ashâbı Hakkındaki İnançları Nedir?
     Yahudilerle Râfızîler’in Benzer Yönleri Nelerdir?
     Râfızîler’in İmamları Hakkındaki İnançları
     Râfızîlerin İnandığı Ric’at Akîdesi Nedir?
     Râfızîlere Göre Takiyye İnancı Nedir?
     Râfızîlerin İman Ettiği “Toprak” Akîdesi Nedir?
     Râfızîlerin Ehl-i Sünnet Hakkındaki İnançları Nedir?
     Râfızîlerin Mut’a Hakkında Akîdeleri ve Bunun Onlar İndindeki Fazîleti Nedir?
     Râfızîlerin Necef ve Kerbela Hakkındaki İnançları ve Onların Katında Buraları Ziyaret Etmenin Fazîleti Nedir?
     Râfızî Şîa İle Ehl-i Sünnet Arasındaki İhtilaf Hangi Yöndendir?
     Râfızîlerin Aşura Günü Hakkındaki İnançları ve Onlara Göre Fazîleti Nedir?
     Râfızîlerin Bey’at Hakkındaki İnançları Nedir?
     Muvahhid Ehl-i Sünnet ile Müşrik Râfızîlerin Yakınlaşmasının Hükmü Nedir?
     Ehl-i Sünnet İmamlarının Râfızîler Hakkındaki Görüşü
     İddia Ettikleri “Velâyet Sûresi”
     İddia Ettikleri “Fatıma Levhası”
     Kureyş’in İki Putuna (Ebû Bekir ve Ömer’e) Bedduâ
     Sonuç
 
Râfızîlerin Necef ve Kerbela Hakkındaki İnançları ve Onların Katında Buraları Ziyaret Etmenin Fazîleti Nedir?

Şîa, imamlarının kabirlerinin bulunduğu mekanları harem ve kutsal sayarlar. Kûfe ha-remdir, Kerbela haremdir, Kum haremdir. es-Sâdık’tan şöyle dediğini rivâyet ederler: “Al-lah’ın haremi Mekke, Rasûlünün haremi Me-dine, Emîru’l-Mü’minin Ali’nin haremi Kûfe ve bizim haremimiz de Kum’dur.”

Hatta onlara göre Kerbela, Kâbe’den da-ha fazîletlidir. Bihâru’l-Envâr adlı kitapta Ebû Abdillah’ın şöyle dediği nakledilir: “Şüphesiz Allah Kâbe’ye buyurmuştur: “Kerbela toprağı olmasaydı seni fazîletli kılmazdım. Eğer sana Kerbela toprağından eklenmeseydi ne seni ne de iftihar ettiğim Kâbe’yi yaratmazdım. Ker-bela toprağına karşı büyüklenmeksizin ye-rinde dur, günahkâr, mütevazı, zelil ve alçak ol. Aksi halde sana öfkelenirim ve seni cehen-nem ateşine atarım.”[1]

Hatta Râfızîler Huseyn’in Kerbela’daki kabrini ziyaret etmeyi, islâm’ın beşinci rüknü olan;  beytullah’ı hac etmekten daha fazîletli sayarlar!!! Nitekim el-Meclisî, Bihâru’l-En-vâr’da Beşir ed-Dehhan’dan şöyle dediğini nakleder: “Ebû Abdillah aleyhisselam’a de-dim ki: “Huseyn’in kabrini ziyaretten dolayı bazen haccı kaçırıyorum” dedi ki: “İyi ediyor-sun ey Beşir! Herhangi bir mü’min Hüseyin’in kabrine onun hakkını bilerek bayram günü haricinde gelirse ona kabul edilmiş yirmi hac ve kabul edilmiş yirmi umre, gönderilmiş pey-gamber ile veya âdil imam ile birlikte yapılan yirmi savaş sevâbı yazılır. Kim onun hakkını bilerek arafe günü ziyaret ederse ona kabul edilmiş bin hac ve bin umre, gönderilmiş peygamber veya âdil imam ile birlikte bin savaşa katılma sevâbı yazılır.”

Aynı kitapta Huseyn’i Kerbela’da ziyaret edenlerin en temiz kimseler olduğunu, Arafe günü vakfeye duranların ise zînâ çocukları olduklarını söylerler. Bundan Allah’a sığını-rız!! “Ali b. Esbat, Ebû Abdillah aleyhisse-lam’dan şöyle dediğini rivâyet etti: “Şüphesiz Allah tebareke ve teâlâ arafe günü Huseyn’in kabrinin ziyaretçilerine nazar eder.” Dedim ki: “Vakfeye duranlardan önce onlara mı ba-kar?” dedi ki: “Evet” “Bu nasıl olur?” dedim. Dedi ki: “Zîra onlar zînâ çocuklarıdır. Bunlar ise öyle değildir.”[2]

Caferîlerin günümüzdeki otoritelerinden Ali es-Sistanî, Minhâcu’s-Sâlihîn adlı kitabın-da, meşhedlerde kılınan namazın mescitlerde kılınan namazlardan üstün olduğunu söyle-miştir!!!  562 numaralı mes’elede der ki: “İmamların meşhedlerinde namaz kılmak mustehaptır. Hatta denilebilir ki buralarda namaz, mescidlerdeki namazdan üstündür. Nitekim Ali b. Ebî Tâlib aleyhisselam’ın kabri yanında kılınan namazın başka yerlerde kılınandan yüz bin kat üstün olduğu rivâyet edilmiştir.”[3]

Büyük alimlerinden biri olan Abbas el-Kaşanî’nin Mesâbihu’l-Cinân adlı kitabındaki aşırılık son haddine varmıştır. Diyor ki: “Şüp-he yok ki İslam’da Kerbela’dan daha kutsal bir yer yoktur. Nitekim oranın kutsallığı hak-kında vârid olan naslar, başka şerefli yerler hakkındakilerden daha fazladır. Böylece o Al-lah’ın mukaddes ve mübârek bir yeri, Allah’a boyun eğen arzı, Allah’ın seçilmiş, emîn ve mübârek haremi, Allah ve Rasûlünün haremi ve İslam’ın kubbesi olmuştur. Allah’ın orada ibâdet ve duâ edilmesini istediği yerlerdendir. Allah’ın, toprağı şifa olan bir arzıdır. Bu ve buna benzer meziyetler Kerbela için bir araya geldiği gibi başka bir yer için hatta Kâbe için bile bir araya gelmemiştir.”[4]   

Büyük imamları Şeyh Müfid lakaplı Mu-hammed en-Nu’man’ın el-Mizâr adlı kita-bında, Kûfe mescidinin fazîleti hakkında Ebû Cafer el-Bakır’dan şöyle dediği nakledilmiştir: “İnsanlar Kûfe Mescid’inde olan fazîleti bilse-lerdi, azık ve bineklerini hazırlayıp uzak yer-lerden kalkıp gelirlerdi. Zîra orada farz bir na-maz kılmak hac yerine geçer, nafile bir namaz kılmak ise umre yerine geçer.”[5]

Aynı yerde; “Mezar Yanında Durunca Söylenecekler” başlığı altında, Hüseyn’i ziya-ret eden kimsenin sağ eliyle işaret ederek okuyacağı uzun bir duâ zikredilir. Orada şu ibareler de geçer: “Sana hicretimde ayağımın sabit olmasını arzulayarak seni ziyarete gel-dim. Kesin olarak bildim ki Allah celle senâ-uh, kederleri sizin vesilenizle giderir. Rahmeti sizin vesilenizle indirir, yeryüzünü sizin vesi-lenizle batmaktan korur. Allah dağları sizinle sabit kılar. Rabbime seninle yöneldim ey efendim! İhtiyacımı gider, günahlarımı bağış-la.”[6]

Gördün mü okuyucu kardeşim, Allah’tan başkasından ihtiyaçlarının giderilmesini ve günahlarının bağışlanmasını isteyerek nasıl şirke düşüyorlar! Allah azze ve celle: “Al-lah’tan başka günahları affedecek kim-dir?” (Al-i İmran 135) buyurduğu halde bu nasıl olabiliyor?! Şirkten Allah’a sığınırız.

 



[1]   Kitâbu’l-Bihâr (10/107)

[2]   el-Meclisî, Bihâru’l-Envâr (85/98)

[3]   es-Sistanî, Minhâcu’s-Sâlihîn (1/187)

[4]   Abbas el-Kâşânî, Mesâbihu’l-Cinân (s: 360)

[5]   Şeyh Müfid, el-Mizâr (s: 20)

[6] Şeyh Müfid, el-Mizâr (s: 99)


 
Retour a la page principale
قسم الأخـبـار :: الدفاع عن السنة