Kendi Kaynaklarından Şia’nın İnanç Esasları
Abdullah b. Muhammed es-Sadık  
  ziyaret sayısı : 99001  
Kendi Kaynaklarından Şia’nın İnanç Esasları
     Kendi Kaynaklarından Şia’nın İnanç Esasları
     MUKADDİME
     Râfıza Fırkası/Şiilik Ne Zaman Ortaya Çıktı?
     Şîa, Neden Râfıza Diye İsimlendirildi?
     Râfızîler Kaç Fırkaya Bölündü?
     Râfızîlerin İnandığı Bedâ Akîdesi Nedir?
     Râfızîlerin Allah’ın Sıfatları Hakkındaki İnançları
     Allah’ın Bize Koruyacağına Dâir Söz verdiği Elimizdeki Mevcut Kur’an-ı Kerîm Hakkında Şiîlerin İnançları Nedir?
     Râfızîler’in Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in Ashâbı Hakkındaki İnançları Nedir?
     Yahudilerle Râfızîler’in Benzer Yönleri Nelerdir?
     Râfızîler’in İmamları Hakkındaki İnançları
     Râfızîlerin İnandığı Ric’at Akîdesi Nedir?
     Râfızîlere Göre Takiyye İnancı Nedir?
     Râfızîlerin İman Ettiği “Toprak” Akîdesi Nedir?
     Râfızîlerin Ehl-i Sünnet Hakkındaki İnançları Nedir?
     Râfızîlerin Mut’a Hakkında Akîdeleri ve Bunun Onlar İndindeki Fazîleti Nedir?
     Râfızîlerin Necef ve Kerbela Hakkındaki İnançları ve Onların Katında Buraları Ziyaret Etmenin Fazîleti Nedir?
     Râfızî Şîa İle Ehl-i Sünnet Arasındaki İhtilaf Hangi Yöndendir?
     Râfızîlerin Aşura Günü Hakkındaki İnançları ve Onlara Göre Fazîleti Nedir?
     Râfızîlerin Bey’at Hakkındaki İnançları Nedir?
     Muvahhid Ehl-i Sünnet ile Müşrik Râfızîlerin Yakınlaşmasının Hükmü Nedir?
     Ehl-i Sünnet İmamlarının Râfızîler Hakkındaki Görüşü
     İddia Ettikleri “Velâyet Sûresi”
     İddia Ettikleri “Fatıma Levhası”
     Kureyş’in İki Putuna (Ebû Bekir ve Ömer’e) Bedduâ
     Sonuç
 
Râfızîler’in İmamları Hakkındaki İnançları

Râfızîler, imamlarının masum olduğunu ve gaybı bildiklerini iddia ederler. el-Kuleynî, Usûlu’l-Kâfî’de şöyle nakleder: “İmam Cafer es-Sâdık dedi ki: “Biz Allah’ın ilminin bek-çileriyiz. Allah’ın emrinin tercümanlarıyız. Bizler emirlerimize itaat edilmekle ve yasak-larımızdan sakınılmakla emrolunduğunuz ma-sumlarız. Bizler semânın altında ve yeryüzü üzerine Allah’ın kesin delilleriyiz.”

el-Kuleyni, el-Kâfî’sinde, “İmamlar bir şe-yi bilmek isterlerse bilirler” başlığı altında şunu nakleder: “Cafer’den: “Şüphesiz imam bir şeyi bilmeyi dilerse bilir. İmamlar ne za-man öleceklerini bilirler ve kendi istedikleri zaman ölürler.”

el-Humeynî, Tahrîru’l-Vesîle adlı kitabın-da diyor ki: “Şüphesiz imamın övülmüş makamı, şanlı derecesi ve velâyetine kâinâtın bütün zerrelerinin boyun eğdiği kevnî hali-feliği vardır.” Yine der ki: “Şüphesiz bizim, yani isnâ aşeriyye imamlarının, Allah ile öyle bir hâlimiz vardır ki bu ne bir mukarreb me-lek ne de gönderilmiş bir peygamber için söz konusu değildir.”

Râfızîlerin, imamları hakkındaki aşırılıkla-rı öylesine büyüktür ki onları, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem dışında diğer peygam-berlerden bile üstün tutarlar. Nitekim el-Mec-lisî, Mir’âtu’l-Ukûl adlı kitabında: “Şüphesiz onlar Peygamberimiz Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem dışında bütün peygamberlerden şerefli ve üstündürler” demiştir.

Râfızîlerin aşırılığı, bu sınırda durmamış, imamların tekvinî velâyete sahip olduklarını söylemişlerdir. el-Hûî, Misbâhu’l-Fikâhe adlı kitabında der ki: “Onların mahlûkatın üze-rinde velâyet sahibi olduklarında şüphe yok-tur. Nitekim gelen haberler de bunu gösterir. Zîra onlar varlıkların yaratılmasında vasıta ve sebeptir. Eğer onlar olmasaydı insanların hiç-biri yaratılmazdı. İnsanlar ancak onlar sebe-biyle yaratıldılar ve vücuda geldiler. Onlar izafi olarak vasıtadır ve hatta onların yaratı-cının altında tekvini velâyetleri vardır. Bu ve-lâyet, Allah teâlâ’nın mahlûkatı üzerindeki ve-lâyeti gibidir.”

Bu aşırılık ve sapkınlıktan Allah’a sığını-rız!!! İmamlar yaratmada nasıl vasıta olabilir? İmamlar vücuda gelmede nasıl sebep olabilir? İmamlar insanların yaratılmasına nasıl sebep olabilir? İnsanlar nasıl olur da imamlar için yaratılmış olabilirler? Allah subhanehu ve te-âlâ şöyle buyurmuştur:

“Cinleri ve insanları ancak bana ibâdet etmeleri için ya-rattım” (Zariyat, 56)

Kur’an ve tertemiz sünnetten uzak, bu sapkın inançlardan Allah’a sığınırız.

Şeyhulislâm İbn Teymiyye rahimehullah der ki: “Râfızîler, dînin âlimlere ve rahiplere tes-lim edilmesini, onların helâl saydıklarını helâl, haram saydıklarını haram bilmek gerektiğini ve dînin onların meşru kıldıkları şeyler oldu-ğunu iddia ederler.”

Ey okuyucu kardeşim! Onların küfür, şirk ve aşırılıklarını –bunlardan Allah’a sığınırız- görmek istersen, çağdaş şeyhleri İbrahim el-Âmilî’nin Ali b. Ebi Tâlib radıyallahu anh hak-kındaki şu beyitlerini oku:

Ebû’l Hasen! Sen İlahın kendisisin

Onun kudretinin ünvanısın

Sen gayb ilmini kuşatansın

Senden bir şey gizlenir mi?

Sen Kâinât çarkının idarecisisin

Onun engin denizleri senindir

Emir senindir, dilersen yarın dirilirsin

Dilersen alınlardan yakalarsın.

Diğer bir isim; Ali b. Süleyman el-Mezidî, Ali b. Ebî Tâlib radıyallahu anh’ı şöyle övüyor:

Ebû’l-Hasen! Sen Betül’ün kocasısın

İlahın yakını, Rasûlün kendisisin

Kemâle ermiş dolunaysın, akıllar güneşisin

Rabbin kölesisin, Melik sensin

Bulanık günde peygamber seni çağırdı

Gadir’deki emir sana delil oldu

Elbette sen mü’minler emirisin diye

Velâyet akdi boynuna takıldı

Bütün işler sonunda sana varır

Sen göğüslerde olanları bilensin

Sen kabirlerde olanları çıkaransın

Kıyâmet hükmü senin için nas’tır

Sen işitensin ve sen görensin

Sen her şeye kâdir olansın

Sen olmasan akan yıldız olmazdı

Sen olmasan dünya ve uzay olmazdı

Sen her yaratılanı bilensin

Sen Rakim ehliyle konuşansın

Sen olmasan Musa Kelim olmazdı

Seni yaratan noksandan münezzehtir

İsminin sırrını iki âlemde göreceksin

Senin sevgin güneş gibi alınlar üstünde

Senin buğzun, buğzedilenlerin yüzündedir

Buğzettiğin kişi ziftlenmiş gibi kurtulamaz

Sana böyle olan öyle olur işte

Levhu kalem nedir, âlemler nedir?

Hepsi de senin mülkünde köledir

Ebû Hasen! Ey varlığın idarecisi!

Ey sığınak, ey elçilerin sığınağı!

Ey kıyâmet gününde sevenlerinin sakisi!

Seni inkâr eden diriliş gününü inkâr et-miştir

Ey Ebû’l-Hasen! Ey yüce övünç kaynağı!

Beni sığındır sana, kabrimi aydınlat

Senin ismin sıkıntılarımda parolamdır

Senin sevgin beni cennetine sokar

el-Mezidî sana sığınır ey Ali!

Celil olan ilahın emri geldiğinde

Yolculuk münâdîsi nidâ edince

Haşa, sen sana sığınanı terk etmezsin

 

Bu kasideyi İslam’a inanan bir kimse söyler mi? Allah’a yemin olsun cahiliye halkı, bu helâk olasıca Râfızîlerin düştüğü aşırılıklar kadar, böylesi şirk ve küfre düşmemişlerdi.

 
Retour a la page principale
قسم الأخـبـار :: الدفاع عن السنة