Kendi Kaynaklarından Şia’nın İnanç Esasları
Abdullah b. Muhammed es-Sadık  
  ziyaret sayısı : 101706  
Kendi Kaynaklarından Şia’nın İnanç Esasları
     Kendi Kaynaklarından Şia’nın İnanç Esasları
     MUKADDİME
     Râfıza Fırkası/Şiilik Ne Zaman Ortaya Çıktı?
     Şîa, Neden Râfıza Diye İsimlendirildi?
     Râfızîler Kaç Fırkaya Bölündü?
     Râfızîlerin İnandığı Bedâ Akîdesi Nedir?
     Râfızîlerin Allah’ın Sıfatları Hakkındaki İnançları
     Allah’ın Bize Koruyacağına Dâir Söz verdiği Elimizdeki Mevcut Kur’an-ı Kerîm Hakkında Şiîlerin İnançları Nedir?
     Râfızîler’in Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in Ashâbı Hakkındaki İnançları Nedir?
     Yahudilerle Râfızîler’in Benzer Yönleri Nelerdir?
     Râfızîler’in İmamları Hakkındaki İnançları
     Râfızîlerin İnandığı Ric’at Akîdesi Nedir?
     Râfızîlere Göre Takiyye İnancı Nedir?
     Râfızîlerin İman Ettiği “Toprak” Akîdesi Nedir?
     Râfızîlerin Ehl-i Sünnet Hakkındaki İnançları Nedir?
     Râfızîlerin Mut’a Hakkında Akîdeleri ve Bunun Onlar İndindeki Fazîleti Nedir?
     Râfızîlerin Necef ve Kerbela Hakkındaki İnançları ve Onların Katında Buraları Ziyaret Etmenin Fazîleti Nedir?
     Râfızî Şîa İle Ehl-i Sünnet Arasındaki İhtilaf Hangi Yöndendir?
     Râfızîlerin Aşura Günü Hakkındaki İnançları ve Onlara Göre Fazîleti Nedir?
     Râfızîlerin Bey’at Hakkındaki İnançları Nedir?
     Muvahhid Ehl-i Sünnet ile Müşrik Râfızîlerin Yakınlaşmasının Hükmü Nedir?
     Ehl-i Sünnet İmamlarının Râfızîler Hakkındaki Görüşü
     İddia Ettikleri “Velâyet Sûresi”
     İddia Ettikleri “Fatıma Levhası”
     Kureyş’in İki Putuna (Ebû Bekir ve Ömer’e) Bedduâ
     Sonuç
 
Allah’ın Bize Koruyacağına Dâir Söz verdiği Elimizdeki Mevcut Kur’an-ı Kerîm Hakkında Şiîlerin İnançları Nedir?

Asrımızda “Şîa” ve “Caferîler” diye isimlendirilen Râfızîler, elimizdeki Kur’an’ın Allah’ın, Muhammed sallallahu aleyhi ve sel-lem’e indirdiği Kur’an olmadığını, değiştiril-miş, ekleme ve eksiltme yapılmış olduğunu söylemektedirler. Şîanın bütün muhaddisleri, Kur’an’da tahrif olduğunda icma etmişlerdir. Nitekim önde gelen muteber alimlerinden en-Nûrî et-Tabersî[1] bu konuda müstakil bir kitap yazarak Kur’an’ın tahrif olduğunu isbât etmeye çalışmıştır. Te’lif ettiği kitabın adını da Faslu’l-Hitâb Fî İsbâti Tahrifi Kitâbi Rab-bi’l-Erbâb koymuştur.

Muhammed b. Ya’kub el-Kuleynî, Usû-lu’l-Kâfî’de, “Kur’an’ın tamamını ancak imamlar cem etmiştir” başlığı altında der ki: “Câbir şöyle dedi: Ebû Cafer’i şöyle der-ken işittim: “Herhangi bir kimse Kur’an’ın Al-lah’ın indirdiği gibi tamamen bir araya toplandığını iddia ederse yalan söylemiştir. Onu Allah’ın indirdiği şekliyle bir araya top-layan ve hıfz eden sadece Ali b. Ebî Tâlib ve ondan sonraki imamlardır.”[2]

Câbir, Ebû Cafer aleyhisselam’dan şöyle dediğini nakletti: “Hiç kimse vasîlerden[3] baş-kasının Kur’an’ı zâhiri ve bâtınıyla cem etti-ğini iddia edemez.”[4]

Hişam b. Salim, Ebû Abdillah aleyhisse-lam’dan rivâyet ediyor: “Şüphesiz Cebrail aleyhisselam’ın Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e getirdiği Kur’an on yedi bin âyet idi.” Râfızîler, Allah’ın korumayı vaad ettiği, elimiz-de mevcut olan müslümanların Kur’an’ının aslında üç misli daha fazla olduğunu böylece iddia ediyorlar. Onlardan ve sözlerinden Al-lah’a sığınırız.

Ahmed et-Tabersî, el-İhticâc adlı kitabın-da şöyle zikreder: “Ömer, Zeyd b. Sabit’e de-di ki: “Ali bize Kur’an’ı getirdi fakat onda Mu-hacirlere ve Ensara kınama var. Biz Kur’an’ı toplarken, bunda Muhacirler ve Ensara dâir kınamaları çıkarmayı düşünüyoruz.” Zeyd ona şöyle cevap verdi: “Ben Kur’an’ı toplama işini istediğiniz gibi bitirirsem, Ali de topladığı bu Kur’an’ı ortaya koyarsa bütün yaptıkları-nız boşa gitmez mi?” Ömer: “Çaresi nedir?” dedi. Zeyd: “Siz çareyi daha iyi bilirsiniz” dedi. Ömer: “Rahatlamamız için onu öldür-mekten başka çare yoktur” dedi ve onu Hâlid b. Velîd eliyle öldürmek istediyse de yapama-dı. Ömer halife olunca, onlar kendilerinde bulunanla değiştirmek için Ali’den elindeki Kur’an’ı getirmesini istediler. Ömer: “Ey Ebû’l-Hasen! Ebû Bekir’e getirdiğin Kur’an’ı getirirsen, onun üzerinde ittifak edebiliriz” de-di. Ali de: “Maalesef bu mümkün değil! Ben onu Ebû Bekir’e, aleyhinize delil olması, kı-yâmet gününde “Bizim bundan haberimiz yoktu” (A’raf 172) veya “onu bize getir-medin” (A’raf 129) dememeniz için getirdim. Benim elimde bulunan Kur’an’a ancak temiz olan kimseler ve soyumdan gelecek olan va-sîler el sürebilir” dedi. Bunun üzerine Ömer: “Onun açığa çıkarılması için malum bir vakit var mı?” dedi. Ali: “Evet! Evladımdan el-Kâ-im[5] ortaya çıktığında onu açıklar ve insanları ona yöneltir.” dedi.[6]

Şîa en-Nûrî et-Tabersî’nin kitabından berî olduklarını söyleyerek takiyye akîdeleri ile amel etseler de, bu kitap onların âlim-lerinin mûteber saydıkları kitaplarından yüz kadar delil nakletmektedir. Onların Kur’an’ın tahrif edilmiş olduğuna inandıkları sabittir. Ancak Kur’an hakkındaki bu inançlarının ortaya çıkmasını istemezler.

Anlaşıldığı gibi Şiîlere göre iki Kur’an var-dır; birisi bilinen Müslümanların elindeki Kur’an’dır. Diğeri özel ve gizlidir. Onda velâ-yet sûresi ile Râfızî Şiilerin Kur’an’dan çıkarıl-dığını iddia ettikleri başka şeyler vardır. en-Nûrî et-Tabersî, Faslu’l-Hitâb Fî Tahrîfi Kitâbi Rabbi’l-Erbâb adlı kitabında; İnşirah sûresin-de “Damadın Ali ile senin zikrini yükselttik” diye bir âyet olduğunu fakat Kur’an’dan çı-karıldığını iddia etmiştir.[7]

Onlar bu sûrenin Mekke’de nazil olup, Ali radıyallahu anh’ın Mekke’de Peygamber sal-lallahu aleyhi ve sellem’in damadı olmadığını bildikleri halde bu gibi yalanlardan hiç utan-mazlar ve yüzleri de kızarmaz.

 



[1]   Huseyn b. Muhammed Taki en-Nûrî et-Tabersî. Ne-cef ulemasının büyüklerindendir, Caferîler –diğer adlarıyla Şiîler- bu adama çok saygı duyar ve yüceltirlerdi. Öyle ki 1320 yılında vefat edince onu Necef’de kendilerince mukaddes saydıkları el-Meşhed el-Murtazavî binasında Sultan Nâsır lidînillah’ın kızı Banu el-Uzma’nın odasına defnetmişlerdir. Bu Şiî âlim Ali’ye nisbet ettikleri uydurma kabrin yanında kitabını kaleme almış ve bu kitabında kendinden önce geçmiş Caferî/Şiî âlimlerin Kur’an’ın tahrif olduğu yönündeki kanaatlerini, imamlarının sözlerini bir araya getirmiştir. Bu kitapla yetinmeyen bunun akabinde er-Reddu bazi’ş-Şubuhât an Fasli’l-Hıtâb fî İsbâti Tahrifi Kitâbi Rabbi’l-Erbâb isimli bir kitap te’lif ederek kitabına yapılan itirazlara cevap vermeye kalkışmıştır.

[2]   el-Kuleynî Usûlu’l-Kâfî (1/284).

[3]   Vasîler sözüyle kasdedilen on iki imamlarıdır.

[4]   el-Kuleynî Usûlu’l-Kâfî (1/285).

[5]   Ali radıyallahu anh hakkında uydurdukları bu sözde, el-Kâim ile halen yaşadığına inandıkları on ikinci imamlarını kasdediyorlar.

[6]   et-Tabersî, el-İhticâc (s: 156) Faslu’l-Hitâb (s. 7) Onların bu yalan iddia ve iftiralarından, sahabe radı-yallahu anhum’e düşmanlıklarından Allah’a sığınırız. Hangi akıl sahibi bütün sahabenin Kur’an’ı tahrif etmek üzere Ali’ye karşı bir araya geldiklerini kabul edebilir. Allah’ın razı olduğunu bildirdiği sahabenin tümünün birden dinden çıktığını söyler.

[7]   Bkz.: en-Nûrî et-Tabersî, Faslu’l-Hitâb (s.347)


 
Retour a la page principale
قسم الأخـبـار :: الدفاع عن السنة